Avrupa’nın ‘temiz’ sokaklarında İstanbul’un kedilerini arıyorum
Şehir güzel ve canlıydı, hava da mükemmeldi ama o his yeniden geldi ve içime oturdu. Bir şey eksikti: Sokak kedileri!
6 Eylül 2025 19:30:00

P - Uzun yıllar İstanbul’da yaşadıktan sonra zorunlu kaldığım bir yolculuğa başladım.
Viyana'ya geleli sadece birkaç gün oldu. Alışkanlık bu ya gözlerim hemen kedileri aradı ama sadece birkaç sıçan gördüm. Bu şehirde şu ana kadar karşılaştığım tek sokak hayvanları onlar. Bir akşam, arkadaşlarımla bir barın dışında otururken sokakta koşuşturan gayet iri bir sıçan fark ettim. Birkaç dakika sonra siyah beyaz bir kedi ortaya çıktı ve heyecanlandım, çünkü haftalardır sokakta gördüğüm ilk kedi oydu. Viyana’da yoklar, Berlin’de yoklar. Sokaklar kedisiz… Ancak aniden ortaya çıkan bu kedinin tasması olduğunu fark ettim. Muhtemelen sokağın karşısındaki apartmanlardan birinin penceresinden çıkmıştı. Kedi, benim hevesli “pisi pisi” seslerimi tamamen görmezden geldi. Onun dikkati ne bende ne de başka birindeydi, iri sıçanın peşinde gibi görünüyordu.
Bir şey eksikti: Sokak kedileri!
Geçen yıl Köln'deyken benzer bir boşluk hissi yaşadığımı hatırlıyorum. Şehir güzel ve canlıydı, hava da mükemmeldi ama o his yeniden geldi ve içime oturdu. Bir şey eksikti: Sokak kedileri! Şehrin sokaklarında dolaşırken onların yokluğu bana hayli tuhaf gelmişti.
İstanbul'da 15 yıldır yaşıyorum ama hiç kedim olmadı. Eskiden kedileri pek sevmezdim özellikle de 2014 yılında yasadığım Kurtuluş'taki Bilezikçi Sokak'ın üçüncü adasının arka bahçesinde yaşayan acımasız sokak kedileri sürüsünü… Korkunç sesler çıkararak düzenli olarak herkesi uykusuz bırakırlardı. Bu nedenle sokak kedilerinin çok şımarık olduğunu düşünürdüm. Çünkü birçoğu kasapların attığı sosis veya tavuk kanadı gibi artıkları yemeyi reddediyordu. Onlarla ilgilenen kişilerin verdiği yemeklerin tadı da miktarı da onlara daha cazip geliyordu. Kedisiz ‘temiz’ sokaklarda yürürken beni geceler boyu uyutmayan kedileri düşünüyorum ve onların varlığını özlüyorum.
Yıllar geçtikçe yumuşadım. Henüz bir kedi sahiplenmemiş de olsam kedi sever biri haline geldim. İstanbul’da yaşadığım sokakta, her gün gördüğüm küçük bir tayfa var. İyi besleniyorlar ve tüyleri oldukça parlak, Onlara bakan gönüllüler özel mama veriyor bence. Aslında yıllardır kendi cebinden ayırarak onları besleyen nazik bir komşumuz da tam olarak bu tür mamaları seçiyor.
Bu komşumun etrafı her akşam yaşı olan, küçük siyah köpeğini gezdirirken bu kediler tarafından çevriliyor. Komşumuz onları besledikten sonra bile yanından ayrılmıyorlar. Bu kedilerden biri yaklaşık altı aylık. Grubun en yeni üyesi olan bu kedi, turuncu bir yavru. Birçok akşam sokağın ortasından yaşadığım apartmanın kapısına kadar beni takip etti. Onu eve götürme konusunda güçlü bir içgüdüm var ama her seferinde çok üzülerek bunu yapmamaya karar veriyorum.
Eğer orada olursa bu sefer...
Yıllar boyunca birçok kez bir kediyi eve götürmeyi istedim. Özellikle de kedinin bir eve ihtiyacı olduğunu düşündüğümde bu duygum daha da ağır basıyor. Yıllar önce, soğuk ve yağmurlu bir günde, Yenikapı metro istasyonunda titreyerek duran sevimli bir kedi yavrusu buldum. Bana doğru koştu. Onu, o gün eve götürmedim ama verdiğim bu karar nedeniyle daha sonra gözyaşlarına boğuldum. Metro istasyonuna geri döndüm, kendime söz verdiğim gibi eğer orada olursa bu sefer onu eve götürecektim. Ancak orada değildi.
İstanbul'da yaşayıp şu ana kadar bir kedi sahiplenmememin ana sebebi, sürekli yolculuk halinde olmam. Kedi sahibi arkadaşlarım da kedilerinin evde uzun süre yalnız kaldığında bu durumdan hoşlanmadığını anlattı çok kez. Bu bilgi beni hep ikilemde bıraktı. Kurtuluş'taki kedilerle aram iyi. Birçok kedi sokak hayatına alışkın, arabaların üstünde uyuyorlar ve mahalleliler tarafından düzenli olarak besleniyorlar. Evet, evde değil dışarıdalar ama sahiplenilen kedilerin ömrü daha uzun olduğu için bu konuda bir ikilem içindeyim.
Temmuz ayında, Türkiye’deki oturma izni uzatma başvurumun reddedildiğini öğrendiğimde, neden bir kedi sahiplenemediğimi bir kez daha anladım. Başvurum reddedilir reddedilmez 10 gün içinde ülkeyi terk etmem ve ekim ayı sonuna kadar geri dönmemem gerektiği bildirildi. Bu yüzden şu aralar Berlin ve Viyana'yı gezip duruyorum. Bir kediyi, özellikle de yeni sahiplendiğim bir kediyi bu kadar uzun süre yalnız bırakmak kalbimi parçalardı.
Son zamanlarda düşüncelerimin ve enerjimin çoğunu İstanbul'da kalıcı olarak yaşayabileceğim bir yol bulmaya harcıyorum. Belki sarı basın kartı başvurusunda bulunurum ya da tam zamanlı bir İngilizce öğretmenliği işi bulurum. Hayatım daha istikrarlı hale geldiğinde, evimi sokaklarda yuva arayan bir kediyle paylaşmayı hayal ediyorum.
