Bu dünyadan bir Gazi geçti: Kör oldu, yaralandı, köşeye atıldı
Bir ayağı kopmuştu. Boynunda ve diğer ayağında derin, kurtlanmış yaralar vardı. Bir gözü kördü. Günlerce, belki haftalarca acı çektiği belliydi. Çok yaşlı, çok yorgun ve çok bakımsızdı.
8 Ağustos 2026 12:00:00

P - Kayseri Hayvan Hakları ve Doğayı Koruma Derneği olarak yıllardır sayısız ihbara koştuk. Ama Gazi'nin hikâyesi, hepimizin yüreğinde bambaşka bir iz bıraktı.
Bir ihbar geldi. Yaralı bir atın terk edildiği söylendi.
Yaklaşık dört saat sonra ihbarda belirtilen yere ulaştığımda, içim parçalandı. Gazi hâlâ oradaydı. Kimse dönüp bakmamış, kimse yardım etmemişti.
Önce su verdim. Kana kana içti.
Bir ayağı kopmuştu. Boynunda ve diğer ayağında derin, kurtlanmış yaralar vardı. Bir gözü kördü. Günlerce, belki haftalarca acı çektiği belliydi. Çok yaşlı, çok yorgun ve çok bakımsızdı.
Daha önce dernek olarak hiç at kurtarma süreci yaşamamıştık. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Bildiğimiz herkesi aradık, destek istedik ama o saatten sonra ulaşabildiğimiz kimse olmadı. Onu orada ölüme terk edemezdik.
Bir arkadaşımızın çiftliğine kamyonla naklettik. En azından güvenli bir yerde dinlenmesini istedik.
Herkes aynı şeyi söylüyordu:
"Uyutun."
Biz de ne yapacağımızı bilmiyorduk.
Ertesi gün yanına gittiğimizde bıraktığımız yemleri yemişti. Sesimi duyunca öyle güçlü bir kişnedi ki...
İşte o an karar verdim.
Henüz vazgeçmemiş bir canlıyı biz de bırakamazdık.
Veteriner Fakültesi öğrencisi arkadaşlarımız Hikmet ve Esra ile birlikte hemen çalışmaya başladık. Hekimlerimizin hazırladığı tedavi planını uyguladık. Yaralarını temizledik, pansumanlarını yaptık, bandajlarını değiştirdik. Bir hafta boyunca sabah akşam onun yanındaydık.
Her geçen gün biraz daha toparlandı.
Gözlerindeki umut bize de geçti.
Artık onun için daha fazlasını yapabileceğimize inanmaya başlamıştık.
Ameliyat kararı aldık.
Atlarda ampütasyon çok zor ve riskli bir süreçti. Başarı ihtimali düşüktü ama içinde küçücük de olsa bir umut vardı. O umuda tutunduk.
Ve ona bir isim verdik.
Gazi.
Çünkü bedenindeki her yara, verdiği her mücadele onun gerçek bir savaşçı olduğunu anlatıyordu.
Ameliyatı başarılı geçti.
Her olumlu gelişmeyle birlikte umutlarımız biraz daha büyüdü.
Bu süreçte onun rahat edebilmesi için iki gece boyunca ellerimizle özel bir yaşam alanı hazırladık. Nakilleri, tedavileri, her aşaması başlı başına büyük bir mücadeleydi. Yorulduk ama hiç vazgeçmedik.
Çünkü Gazi bizimle mutlu görünüyordu.
Belki de hayatında ilk kez sadece dinleniyor, seviliyor ve karşılık beklenmeden ilgi görüyordu.
Ama bir sabah...
Gazi'nin artık yorulduğunu anladık.
Yanına gittik.
Bu kez farklıydı.
Sanki vedalaşıyordu.
Bizi bile yanında istemiyordu.
Yine de onu bırakmadık. Kayseri Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle ilaçları ve serumları geldi. Elimizden gelen her şeyi yaptık.
Ama Gazi'nin bedeni artık daha fazla mücadele edecek gücü bulamıyordu.
Belki yıllarca gördüğü ihmal, yük, acı ve yalnızlık sonunda onu tüketmişti.
Ve bir sabah, sessizce aramızdan ayrıldı.
Geriye büyük bir öfke kaldı.
Bir canlının yıllarca sömürülüp, yaşlanınca bir çöp gibi kaderine terk edilmesine duyduğumuz öfke...
Ama bunun yanında tarifsiz bir huzur da kaldı.
Çünkü hayatının son günlerinde yalnız değildi.
Aç değildi.
Acılarıyla baş başa bırakılmamıştı.
Sevildi.
İlgi gördü.
İsmiyle çağrıldı.
Şefkat gördü.
Belki de ömründe ilk kez çalışmadan, sadece bir canlı olduğu için değer gördü.
Bize bıraktığın en büyük miras, vazgeçmemeyi öğretmen oldu Gazi.
Seni kurtaramamış olabiliriz.
Ama son nefesine kadar yalnız olmadığını biliyoruz.
İyi ki yollarımız kesişti.
İyi ki hayatımıza dokundun.
Huzur içinde uyu Gazi...
