top of page

Hasköy’de bir aslan: Kükreme ki sevsinler

Hasköy sokaklarında bir aslan… Mahalleli onu sahiplenmiş, bağrına basmış. Kapının önündeki kedi gibi besleniyor. Ama tek bir şartla: Kükremeyecek.

6 Eylül 2026 12:00:00

Hasköy’de bir aslan: Kükreme ki sevsinler

P - Sinem Sal’ın iki romanının başkarakteri Mihrap, insanlara anlatmakta zorlandığı duygularını en açık biçimde hayvanlarla konuşurken ifade ediyor. Çocukluğunda babasını bir kediyle arıyor. Yetişkinliğinde ise bastırdığı sesini Asım’ın aslanı Şahin’de buluyor.


Hasköy sokaklarında bir aslan… Mahalleli onu sahiplenmiş, bağrına basmış. Kapının önündeki kedi gibi besleniyor. Ama tek bir şartla: Kükremeyecek.


Sinem Sal’ın 2021’de yayımlanan ilk romanı Bizim Zamanımız’daki Şahin’den söz ediyoruz. Mahallenin “Deli Asım” diye andığı Asım’ın aslanı. Asım öldükten sonra Şahin onun evinin önünde yaşamayı sürdürüyor. Mahalleli bakımını üstleniyor ve onu götürmek isteyenlere karşı duvar oluyorlar.  Şahin artık mahallenin ortak emaneti. Sokaklarda dolaşabilir, insanlarla konuşabilir ve Hasköylü sayılabilir. Ancak kükrediği anda bütün anlaşma bozulur.


İç sesini hayvanlarda buluyor


Bizim Zamanımız, 1999’un son aylarıyla 2000’in ilk aylarında geçiyor. Romanın anlatıcısı Mihrap otuz yaşında. Kısa süren evliliği, annesi Asiye’yle kurduğu ilişki ve mahalle kadınlarıyla birlikte ayakta tutmaya çalıştıkları tuhafiye dükkanı hikayenin merkezinde bulunuyor.


Mihrap’ın çevresi kalabalık olsa da kendi sesini ayırt etmekte zorlanıyor. Sinem Sal, BirGün’e verdiği söyleşide, romandaki kadınların iç seslerine annelerinin, babalarının ve mahallenin seslerinin karıştığını söylüyor. Mihrap ise gerçek iç sesini Şahin’de buluyor.


Mihrap aslana hayatındaki sıkışmışlığı anlatırken Şahin kendi durumunu tek cümleyle ifade ediyor: “Bir kükrersem nasıl rahatlarım biliyor musun ama o zaman mahallede tutmazlar beni.”


Bu söz, Mihrap’ın ve romandaki kadınların hayatını da anlatıyor. Çalışmaları, ailelerine bakmaları ve zor zamanlarda güçlü kalmaları bekleniyor. Ancak öfkelerini gösterdiklerinde ya da kendilerine ayrılan rolü aştıklarında mahallenin sınırlarına çarpıyorlar.


Şahin ile kadınlar arasındaki ortaklık, kabulün koşula bağlanması. Şahin aslanlığını göstermediği, kadınlar da kendilerinden beklenen rolleri aşmadığı sürece mahallenin parçası sayılıyor.


Önce bir kedi vardı


Mihrap’ın hayvanlarla konuşması yetişkinliğinde başlamıyor. Sinem Sal’ın 2024’te yayımlanan Mihrap romanı bizi 1980’e ve karakterin on yaşındaki haline götürüyor.

 

Çocuk Mihrap, 12 Eylül döneminde babasını kaybediyor. Ölülerin kırk gün boyunca evlerini ziyaret ettiğini duyunca bu sürede darbeyi ortadan kaldırırsa babasının geri döneceğine inanıyor. Sinem Sal, büyüdüğünde neşeli bir kadına dönüşecek çocuğun, yasını ve savunma mekanizmasının nasıl kurulduğunu anlattığını söylüyor.


Meyhanenin basamaklarında yatan üç renkli kedi de bu yasın içinde ortaya çıkıyor. Yetişkinler Mihrap’a ölümle ilgili bildiklerini anlatırken kedi doğrudan onun duygularına sesleniyor: “Babanı mı arıyorsun Mihrap?”


Mihrap kedinin gerçekten konuşup konuşamadığını merak ettiğinde şu cevabı alıyor: “Yok,  ama sen duyabiliyorsun.”

Kedi ona nasihat etmiyor ve güçlü olması gerektiğini söylemiyor. Mihrap’ın kendini duyabileceği bir alan açıyor. İnsanlarla konuşurken karşısındakinin beklentilerini ve mahallede nasıl görüneceğini hesaba katan Mihrap, hayvanların yanında bunları düşünmüyor. Onlardan uslu kız, düzgün eş ya da güçlü kadın olmasını isteyen bir karşılık gelmiyor.


Çocuk Mihrap, konuşmayan bir kediyi duyuyor. Yetişkin Mihrap, kükreyemeyen bir aslanı. Hayvanların yanındayken kendisine biçilen rollerden kısa süreliğine uzaklaşan Mihrap, en açık konuşmalarını hayvanlarla yapıyor.

bottom of page