'Hedefte köpekler değil, onları savunanlar var'
AKP Milletvekili Osman Mesten'in köpeklerle ilgili yaptığı açıklamada, milli güvenlik ve terör kelimelerini kullanması tepkilere neden oldu. Ar. Gör. Dr. Uğur Yağan, bu açıklamada hedefte olanın köpekler değil, onların savunucuları olduğunu söyledi.
8 Mayıs 2026 09:00:00

P - AKP Milletvekili Osman Mesten, köpeklerle ilgili yaptığı açıklamada, köpeklerin can dost olarak tanımlanmasına karşı çıktı. Köpeklerin doğası gereği ürediğini ve kendinden daha zayıf olana saldırdığını söyleyen Mesten, her yıl 100 kişinin köpekler nedeniyle öldüğünü savundu.
Hayvanseverlerin 'sevgi' adı altında bu işten rant elde ettiğini öne süren Mesten "Köpekçi terörü lobisi, çok etkili olduğu için insanları da korkutuyorlar. Çocukla köpeği eşitlediler. Bu mesele sadece başıboş köpek hadisesi değildir. Milli güvenliğimizi ilgilendiren, dışarıdan birtakım projelerle çünkü aile birliğini hedef alan büyük bir terör organizesidir" ifadelerini kullandı.
İktidar milletvekili Mesten, açıklamasında 'milli güvenlik', 'terör' kelimelerini kullanması iktidarın dil değişikliğine mi işaret ediyor?
Ar. Gör. Dr. Uğur Yağan, 2024 yılında hayvan yasasında yapılan değişikliğe giden süreçte iktidarın dilini incelemiş ve bunu bir makaleye çevirmiş bir akademisyen. Bu nedenle bu soruyu kendisine yönelttiğimizde cevabı, hedefte olanın köpekler değil, onları savunanlar olduğunu söyledi. Yağan'a göre iktidar, sahip olduğu toplum tahayyülünün, hayvan sevgisi ve savunuculuğu nedeniyle risk altında olduğunu düşünüyor.
'Aile yapısına saldırı olarak görülüyor'
Yağan'ın konuyla ilgili değerlendirmesi şöyle:
"Ben şu an dilde bir değişim olduğunu düşünmüyorum. 2024’te hayvan yasasına giden süreçte kurulmuştu bu dil aslında. Bunun birkaç ayağı var. Temelinde sağ siyasetin nasıl işlediği var. Muhatap olduğumuz sağ iktidarın işleyiş biçimi tarafından anlamak gerekiyor. Hayvan hakları ile ilgili uyuşmazlık, anlaşmazlık, farklılıklar dünyanın birçok yerinde de oluyor. Ama biz bunun spesifik bir versiyonu ile karşılaşıyoruz. Bunun sebebi de Türkiye’deki sağ siyasetin tarihsel olarak kendini tanımladığı, meşrulaştırmak için kullandığı zeminle alakalı. Milletvekilinin konuşmalarını dinledim. Bu insanların rahatsızlıklarının temelinde, köpeklerden ziyade hayvan hakları aktivistleri var. Bu grupla sorunları var aslında. Yasaya giden süreçte dil bakımından inceleme yaptığımda fark ettiğim şeyler var. Bağlamlandırdıkları şey aslında LGBTQ+ ifadeleri. Bunları ilişkilendiriyorlar. Bunların ikisi de toplum yapısına, aile yapısına saldırı olarak görülüyor."
'Toplumun sınırları belirlenmeye çalışılıyor'
Geçtiğimiz günlerde Bosch Türkiye, Anneler Günü için bir reklam hazırladı. Reklamda ana ifade "Bir ömür kalbinde taşıdığında da anne olursun" oldu. Elektrikli süpürge alan bir kadının köpeğine "Oğluşum" diye seslenmesi anneliğin değersizleştirilmesi tartışmalarını gündeme getirdi. Aile Bakanı Göktaş ve RTÜK açıklama yaptı. Anneliğin reklam stratejileri uğruna sıradanlaştırılamayacağı vurgulandı. Reklam hakkında inceleme başlatıldığı ve yayından kaldırıldı.
Yağan'a, bu reklam üzerinden tartışılan annelik kavramının Mesten'in açıklamaları ile ilgisi olup olmadığını sorduğumuzda yanıtı "Evet" oldu. Yağan "Zaten bütün mesele de buradan kopuyor. Sıradan bir iktidar ile karşı karşıya değiliz. Kurucu iktidar olma iddiası taşıyan bir siyasal proje. Genel olarak böyle siyasal projeler, her zaman bir toplum fikri ile beraber gelirler. Buradaki en önemli kavramlardan bir tanesi risk. Türkiye’de risk kavrayışının sağ siyasette tarihsel kuruluşu meselesi hayvan hakları tartışması ışığında değerlendirmek lazım. Bizim karşı karşıya olduğumuz sağ iktidar biçimi, toplumun sınırlarını belirlemeye çalışıyor. Cinsel kimliklerin kesin olarak belirginleştiği bir toplumsal yapı. Erkek, kadın, çocuk, hayvan hiyerarşisinin yerli yerine oturduğu bir toplum tahayyülüne sahipler. Toplumun sınırlarına ilişkin bir çerçeve çiziyorlar. Günün sonunda kadınlara bir alternatif çiziyor hayvan hakları savunuculuğu ve sevgisi. Hayvanlara yönelmiş bir ekstra sevgi, Türkiye toplumun kendini yeniden üretmesinin önünde bir engelmiş gibi algılanıyor.
Ben bu terör söyleminin hayvana yönelmediğini düşünüyorum. Her ne kadar köpek ve terör kelimeleri yan yana kullanılsa da asıl hedefleri köpekler değil onları savunanlar" diye konuştu.
