'İnsanlar sebep olduğu gerçeği görsün istiyorum'
Havva Zorlu ile çocukluğundan bugüne uzanan yolculuğunun hayvan foto muhabirliğine dönüşümünü ve sergilere taşınan karelerin ardındaki hikayeleri konuştuk.
1 Kasım 2025 09:30:00

P - Çocukluk yıllarını hayvanlarla iç içe geçirerek büyüyen Havva Zorlu, onlarla kurduğu birebir bağ sayesinde sadece bir sevgi değil derin bir empati ve saygı duygusu geliştirdi. Bu bağ, onun hayvanlara bakış açısını şekillendirirken aynı zamanda gelecekteki mesleki yönelimini de belirledi. Üniversite yıllarında, hayvanların yaşadığı zorlukları ve sömürüleri gözlemledikçe, bu hikayeleri fotoğrafla anlatmanın önemini fark etti. Hayvan foto muhabirliği onun için sadece bir meslek değil, görünmeyeni görünür kılmanın, sessiz kalanların sesini duyurmanın yolu oldu.
Onun için balıkçılıktan yumurta fabrikalarına, süt çiftliklerinden hayvan pazarlarına kadar pek çok alanda sömürülen hayvanlar, objektifin önünde sadece birer “ürün” değil, yaşam hakkı olan varlıklar. Fotoğrafçı, onların hayatına doğrudan müdahale edemese de, yaşadıklarını görünür kılmak ve farkındalık yaratmak için çabalıyor. Etik sınırlar içinde, müdahalesiz ama dikkatli bir gözlemle çekilen kareler, sömürüyü ve adaletsizliği teşhir ederken, hayvanların birey olarak değerini hatırlatıyor.
Çocukluk döneminizde hayvanlarla iç içe büyüdüğünüzü öğrendim. Bu deneyim, hayvanlara bakış açınızı ve fotoğrafçılığınızdaki yaklaşımınızı nasıl şekillendirdi?
Hayvanlarla iç içe büyümek onlarla derin bir sevgi bağımın olmasını sağladı. Onlarla birebir ilişkiler kurmak onları birey olarak kabul etmemi sağladı. Çocukluğumdaki sevgi büyüdükçe saygı ve empati duygularını da beraberinde getirdi. Hayvanlara yapılanları öğrendikçe de bir fotoğrafçı olarak bu alanda çalışmamın önünü açtı.
Ancak bugün bu alanda çalışmamın tek nedeni hayvanlarla kurduğum bağ değil. Hayatta edindiğim diğer deneyimler, sahip olduğum doğruların da çok etkisi var. Ben çocukluğumda da fotomuhabiri olma hayali kuruyordum. Üniversite yıllarımda hayvanların neler yaşadıklarını öğrendiğimde bunları fotoğraflarla göstermenin gerekliliğini fark ettiğim için bu alanda çalışmaya başladım.
Amacı: Görünmeyen hayvanların hikayelerini görünür kılmak
Hayvan fotoğrafçılığı alanına adım atmanızdaki süreç ve sizi bu alana yönlendiren motivasyon neydi? Temelde hayvan foto muhabirliğini nasıl tanımlarsınız?
En büyük motivasyonum, görünmeyen hayvan hikayelerini görünür kılmak. Hayvanlar giyim, gıda, eğlence gibi çok çeşitli sektörde her an sömürülüyor. Acı içinde bir yaşam sürüyor ve verimlilikleri azaldığında da öldürülüyorlar. Hayvan foto muhabirliği tüm bunları, hayvanların insanlar tarafından kontrol altında tutulan yaşamlarını görünür kılar. Bu alanda üretilen fotoğraflar, öznesi olan varlıklar adına gerekli değişimi teşvik ederek siyasi ve ahlaki dönüşümü hedefler.

Habitat serginizde hayvanların doğal yaşamlarından koparılmasını konu aldınız. Bu sergide öne çıkan kareler ve anlatmak istediğiniz hikayeler nelerdir?
Sergideki tüm fotoğraflar ortak bir hikaye anlatıyor. Bu hikaye, balıkçılıktan yumurta fabrikalarına, süt çiftliklerinden hayvan pazarlarına kadar farklı sektörlerde sömürülen tüm hayvanların birer “ürün” değil, kendine has özellikleri ve yaşam hakkı olan bireyler oldukları. Fotoğraflarda hayvanlara yapılanlara ek olarak onların bulundukları yerlerden bana doğru yönelen bakışlarını ön plana çıkarmaya çalıştım. Bu göz göze gelme anının hem kendim için hem de izleyiciler için çok etkileyici olduğunu düşünüyorum.
Hayvanları çekerken doğal davranışlarını yakalamak için nasıl bir yöntem ve yaklaşım benimsiyorsunuz?
Bulunduğum alana ve oradaki uygulamalara mümkün olduğunca müdahale etmiyorum. İçeri girip fotoğraf çekip çıkmıyorum, hayvanların yanında uzun vakitler geçirip gözlemliyorum. Fotoğraflara ek olarak onlara temas etmeye çalışıyorum, orada olup onlarla göz göze gelmek ve mümkünse başlarını okyaşabilmek, yanlarına erişebilmişken onlarla ilişkiler kurabilmek bana iyi geliyor.
Hayvanları fotoğraflamak ile insan fotoğraflamak arasındaki farklar ve zorluklar neler?
Hayvan ve insan arasında çok büyük farklar görmüyorum. Temelde fotoğraf çekerken, fotoğrafı çekilene saygı ve sınırı aşılmadan, fotoğraf çekme motivasyonunu sağlayan hikayeyi anlatmaya çalışıyorum. Öte yandan fotoğraflarını çektiğim hayvanların çoğu sömürü altında yaşayan, öldürülen, kafeste tutulan hayvanlar. Direkt mağdurlar. Bu güne kadar bu şekilde kıyaslayacak insan fotoğrafları çekme deneyimim olmadı. Eğer bir doğal afet sırasında, savaşta ya da bir felaket sırasında insanların fotoğraflarını çekmiş olsaydım bu soruya daha kapsamlı ve doğru bir cevap verebilirdim. Çünkü hayvanlar bunları yaşıyor. Bu yüzden şimdiye kadarki deneyimlerimle karşılaştırma yapmanın pek doğru olmadığını söyleyebilirim.
Fotoğraflarınızla hayvanların yaşamlarını ve deneyimlerini anlatırken özellikle hangi detaylara ve mesajlara dikkat ediyorsunuz?
Hayvanların yaşadıklarını görünür kılmak için çabalıyorum. Bulundukları alanda nasıl bir düzenin olduğu, nelere maruz bırakıldıkları ve bunun sonucunda neler yaşadıkları. Bu bazen bir suni tohumlama anının kaydedilmesi oluyor, bazen kameraya doğrudan bakan bir keçi, inek, civciv. Yoğun acı yüklü ölüm ve şiddet anlarını kaydederken daha özenli davranıyorum. Hayvanların hikayesini acının pornografisine dönüştürmeden, örneğin öldürülme anlarını teşhir ederken insanlarda bir acıma duygusu yaratmaya çalışmıyorum. Sadece insanlar sebep olduğu gerçeği görsün istiyorum.
Çekim sırasında hayvanların refahını korumak için hangi önlemleri alıyorsunuz ve etik sınırlarınızı nasıl belirliyorsunuz?
Etik ihlaller üzerine kurulu bir sistemin içine dahil olarak fotoğraflar çekiyorum. O alanlarda genellikle onların refahını korumak için yapabileceğim herhangi bir şey olmuyor. Yukarıda bahsettiğim gibi ben onlarla bir araya gelme fırsatı bulduğum o anlarda sadece fotoğrafları çekip çıkmıyorum, onlara sevgimi ve ilgimi verip o kısa sürede ilişkiler kuruyorum.
'Tüm türler için dünya adaletsizlik ve eşitsizliklerle dolu'
Hayvan fotoğrafçılığında ilham aldığınız kaynaklar nelerdir ve gelecekte bu alanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeler neler?
En büyük ilhamım fotoğraf tarihi, geçmişten bu güne fotoğraf hak mücadelelerinde önemli role sahip oldu ve olacak. Ek olarak bu alanda öncü bir fotoğraf ajansı olan, benim de bir parçası olmaktan gurur duyduğum We Animals Media ve bu alanda çalışan diğer fotoğrafçı arkadaşlarım da ilham veriyor.
Şu an gelecekte yapmayı planladığım belli başlı bir projem yok ancak dünyaya bir kez böyle baktıktan sonra hep hikayelerin peşinde olunuyor. Dünya adaletsizlik ve eşitsizliklerle dolu tüm türler için daha çok hikaye anlatmak istiyorum.
Hayvanlarla çalışmak sizin için nasıl bir deneyim? Bu süreçten hem kişisel hem de profesyonel olarak hangi kazanımları sağlıyorsunuz?
Hayvanlarla çalışmak çoğunlukla ağır duygusal yük taşıyan bir deneyim oluyor. Fotoğraflarını çektiğim hayvanların hayatına doğrudan müdahale edemiyorum, ancak onların yaşadıklarını görünür kılmaya çalışıyorum. Yıllarca onların sömürüsüne ortak olduğumu düşündüğüm için, şimdi onlara karşı bitmeyecek bir borcumu ödüyormuşum gibi hissediyorum.
Bu alandaki çalışmalarım çeşitli ortamlarda sergilendi, kar amacı gütmeyen kişi ve STK’lar tarafından kullanılması için açık kaynak olarak paylaşılıyor ve çeşitli kurumlar tarafından davet edilerek sunumlar yapma, insanlarla ve öğrencilerle buluşup hem fotoğrafçılık hem de hayvanlar üzerine konuşma fırsatı buluyorum. Tüm bunların, bugün birebir bir değişim yaratmasa bile, gelecekte hayvanlara bakışı değiştirmeye katkı sağlayacağına inanıyorum. Elimden geleni yapabilmek bana güç veriyor.
