Jurassic Park yeniden mi?
Nesli tükenen hayvanları geri döndürme yani de-extinction fikri, genetik çalışmaların da ilerlemesiyle yeniden ortaya çıktı. Bu kapsamda çalışma yapan şirketlerden biri mamutlar üzerinde çalışıyor.
13 Kasım 2025 14:30:00

P - Michael Crichton’un aynı adlı romanından uyarlanan ve Steven Spielberg’in yönettiği 1993 yapımı Jurassic Park filmini hatırlamayan yoktur. Filmde bilim insanları, dinozorların DNA’sını elde ederek genetik mühendislik yoluyla bu dev yaratıkları yeniden hayata döndürüyordu.
Bu filmde anlatılan nesli tükenen hayvanları geri döndürme yani de-extinction fikri, teknolojinin ve genetik alanındaki çalışmaların ilerlemesiyle gerçek olmaya başladı. Bu iddianın ardında, türlerin yok oluşunu tersine çevirmek ve genetik teknolojiler aracılığıyla yaşamın çeşitliliğini artırmak yatıyor.
Çalışmalar nasıl başladı?
Nesli tükenmiş türlerin yeniden canlandırılması yönündeki çalışmalar kapsamında, kalkar tavuğu olarak bilinen Passenger Pigeon üzerinde 1990’lar ve 2000’lerde genetik materyal toplanması ve analizlerle devam etti.
Bu tür, 20'nci yüzyılın başında hızla yok olmuş ancak geniş bir coğrafyada yaygın olarak yaşamış ve ekosistem üzerinde önemli bir rol oynamıştı. Korunmuş genetik materyali, kalkar tavuğunun yeniden canlandırma projeleri için uygun bir aday olmasını sağlıyor.
Bilim insanların çalıştığı bir diğer tür ise yünlü mamut. Bu hayvanları yeniden canlandırılması fikri ve erken araştırmalar 2010’lardan itibaren başladı. Bu dönemde teknolojik ilerlemeler sayesinde proje ivme kazandı. Ancak bu alandaki çalışmaların profesyonel ve kurumsal düzeyde hız kazanması, 2021’de genetik bilimci George Church ile girişimci Ben Lamm tarafından kurulan Colossal Biosciences şirketinin faaliyete geçmesiyle gerçekleşti.
Şirket, yünlü mamut projesi dışında Tazmanya Canavarı ve Dodo Kuşu gibi soyu tükenmiş türleri genetik mühendislik kullanarak yeniden yaratmayı hedefliyor. Şirketin yöntemleri arasında, soyu tükenmiş hayvanlardan elde edilen eski DNA’nın analiz edilmesi, yakın akrabası hala yaşayan türlerin genomuna bu eski genlerin aktarılması ve CRISPR gibi gen düzenleme teknikleriyle yeni hücre veya embriyolar oluşturulması yer alıyor.
Ayrıca yapay rahim ve 'marsupial' yani keseli hayvan türlerinde özel üreme teknolojileri geliştirerek embriyo gelişimini desteklemeye çalışıyorlar. Bu teknoloji ve bilgi birikimi, sadece eski türleri geri getirmekle kalmayıp, günümüzde hala yaşayan ancak kritik tehlike altında olan türlerin genetik çeşitliliğini artırmak ve adaptasyon yeteneklerini geliştirmek için de kullanılıyor.
Bu alanda çalışan diğer şirketler...
Bunların yanı sıra, benzer hedeflerle çalışan çeşitli şirketler ve araştırma girişimleri de bulunuyor. Öte yandan Advanced Cell Technology, kök hücre araştırmaları ve klonlama teknolojileri geliştiren bir şirket olarak ön plana çıkıyor.
Sage BioNetworks genetik verilerin toplanması ve analizine odaklanıyor. TerraGenesis, genetik koruma ve ekosistem restorasyonu alanında faaliyet gösteriyor. Ayrıca Kew Gardens ve diğer biyolojik bankalar, genetik materyalin korunması ve araştırılması için altyapı sağlayan önemli kurumlar arasında yer alıyor.
2012 yılında kurulan kar amacı gütmeyen bir kuruluş Revive&Restore ise biyoteknolojiyi koruma biyolojisi odaklı kullanmayı hedefliyor. Misyonu, genetik yardım yoluyla tehdit altındaki veya tükenme noktasına gelmiş türlerin genetik sağlığını ve adaptasyon kabiliyetini geliştirerek biyolojik çeşitliliği desteklemek. Çalışma alanları arasında eski türlerin genetik malzemelerinin korunması ve analiz edilmesi, canlı türlerin genetik çeşitliliğini artırmak için biyobankalar ve genetik müdahalelerin araştırılması bulunuyor.
