top of page

Nasıl Badiko oldum?

Ve o gecenin sabahında, siyah bir poşete sarılmış halde ellerime tutuşturuldu. 11 kiloydu dünyada bıraktığı ağırlık… Bende bıraktığıysa tonlarca.

16 Mayıs 2026 09:00:00

Nasıl Badiko oldum?

P - Ekim 2015’ti…

Tedirgin ve sevgiye aç bir halde kahvaltı masamıza sığındığı, onunla hayatlarımızın kesiştiği zaman.

Hiç planlarımda bir köpekle yaşamak yokken, gayri ihtiyari oradaki garsona hikâyesini sordum.

“Abla,” dedi, “Bir araba ön koltuğundan atıp gitti aylar önce. Buraya sığınmaya çalışıyor ama bizim patron müşterilerin masalarına gidiyor diye çok dövüyor, götürün.”

Öylece kaldım bir an.


'Buna hazır mıyım?'


“Alsam mı? Buna hazır mıyım?” diye düşünmeye başladım.

Sonra içimden bir ses,

“Al… götürür sahiplendirirsin belki" dedi.

Gelecek miydi benimle? Arabanın kapısını açtım. Daha hiçbir şey demeden kendisi atlamıştı bile içeriye,

kurtulmak istercesine oradan.


1,5 saatlik yol sonrası ilk durağımız veteriner kliniğiydi.

“Herhangi bir sağlık sorunu var mı” diye kontrol ettireyim derken, bu sefer de tecavüz mağduru olduğu haberiyle dünya başıma yıkıldı. Çıktık oradan… Eve gittik.


'Ben seni seçtim'


Ama nasıl sahiplendirecektim ki şimdi onu?

Odama gidip yatağa uzandım. Geldi, sessizce ayak ucuma yattı.

Sanki “Beni sahiplendirme, ben seni seçtim bak" der gibiydi.

Ve tam 2,5 yıllık maceramız böyle başladı.


Ben, “Artık çok sevilmek ne demek öğreneceksin, güven bana” derken, o bana,“Bak, beni ne kadar seversen sev, kucağına aldığında başıma gelenleri unutamıyorum. Tir tir titriyorum” demeyi gösterdi.

2,5 yıl boyunca onu asla kucağıma alıp sevemedim.


Ben, “Her gözümün içine baktığında kafanı sevgiyle okşayacağım, korkma lütfen” derken, o bana, “Her elini kaldırdığında acaba vuracak mısın diye korkuyorum” demeyi gösterdi. Rahat rahat kafasını okşayabilmem tam 1 yılımı aldı.


'11 kliloydu dünyada bıraktığı ağırlık'


Ben, her dışarı çıktığımızda, “Arabadan bir daha atılmayacaksın. Beraber bir sürü yer gezeceğiz” derken, o bana, “Öyle kolay değil! Her arabaya bindiğimde beni yine atacağından korkuyorum"

demeyi gösterdi. Tam 2 yıl boyunca her arabaya bindiğinde kustu, titredi.


Ben, “Ne olursa olsun seni asla terk etmeyeceğim, hep yanında olacağım” derken, o, 8 yıl önce bu gece kusmaya başladı. Nasıl olduğunu anlamadık, her şey bir anda oldu.

Bilincini kaybedene kadar gözleri beni aradı.

Hiç yanından ayrılmadım.


Ve o gecenin sabahında, siyah bir poşete sarılmış halde ellerime tutuşturuldu.

11 kiloydu dünyada bıraktığı ağırlık…

Bende bıraktığıysa tonlarca.

Arabada, yan koltuğumdaki siyah poşetin içinde, onu nereye gömeceğimizi bulmaya çalışırken…

Artık ilk kez korkmadan geziyordu benimle.


Sonra o acının üzerine işe dönmek zorunda kaldım.

Bilirsiniz “Birinci dereceden akrabanız değil ki” derler, izin bile vermezler. Oysa ben her şeyimi kaybetmiştim.

Bunu nasıl anlatırdım?


'Belki Ceku gittiyse başkalarını kurtarmam içindir'


Yürüdüğü yerlerden geçerken duraksıyor, ağlıyordum.

Ev, aynı evdi. Sokak, aynı sokaktı.

Sadece o yoktu.


15 gün böyle geçti.

İçimden “Belki Ceku gittiyse başkalarını kurtarmam içindir” düşüncesiyle teselli etmeye çalıştım kendimi. Ve Badi’yi sahiplendim. Belki gerçekten öyleydi.


Bir oldu, iki tane...

Derken "Badiko" adıyla binlerce hayvanın hayatına dokunan bir yolun içine girdim.


Bugün bana “Neden Badiko?” diye sorarsanız…

Cevabım hep aynı olur: Ceku sayesindedir, yardıma muhtaç hiçbir canlıya arkamı dönemeyişim.


İyi ki vardın Ceku…

bottom of page