Paspas: Üsküdar'ın sembolü kaybolmadı, korumaya alındı
Sahil hattından koruya, oradan da kliniğe uzanan kendine özgü bir güzergâhı vardı. Kimi gün sahilde kilometrelerce yürüyor, kimi gün koruda saatler geçiriyor, ardından yeniden Üsküdar’a iniyordu. Paspas için bütün bu hat, adeta tek bir büyük mahalleydi.
28 Ağustos 2026 12:00:00

P - Her gün Üsküdar Marmaray İstasyonu’ndan geçen binlerce insan onu mutlaka gördü. Kimi sabah işe yetişirken onunla göz göze geldi, kimi vapurdan indikten sonra başını okşadı. Kimi onu Balık Pazarı’nda, kimi bir dükkânın önünde, kimi de sahilde sessizce uyurken hatırlıyor.
Sonra bir gün Paspas ortadan kayboldu.
Peki, Üsküdar’ın Paspas’ına ne oldu?
Yaklaşık sekiz yaşında olduğu tahmin edilen Paspas, yıllarca Üsküdar sokaklarında yaşadı. 75 kiloya yaklaşan iri cüssesine rağmen son derece sakin, insan canlısı bir köpekti. Onu tanıyanlarla arasında kendiliğinden kurulmuş bir güven vardı. Bazen gece iskeleden eve dönenlere eşlik ediyor, bazen sabah yürüyüşlerine katılıyor, bazen de Balık Pazarı’ndan alışveriş yapan tanıdıklarını evlerine kadar uğurluyordu.
Paspasın üzerine yattı
Üstelik Paspas’ın dünyası yalnızca Marmaray çevresi ve Balık Pazarı’ndan ibaret değildi. Kalçasının henüz onu zorlamadığı yıllarda Harem sahilinden Paşalimanı’na, Kuzguncuk’a, hatta zaman zaman Beylerbeyi’ne kadar uzanan geniş bir alan, onun yaşam alanıydı. Fethi Paşa Korusu ise en sık vakit geçirdiği yerlerden biriydi. Sahil hattından koruya, oradan da kliniğe uzanan kendine özgü bir güzergâhı vardı. Kimi gün sahilde kilometrelerce yürüyor, kimi gün koruda saatler geçiriyor, ardından yeniden Üsküdar’a iniyordu. Paspas için bütün bu hat, adeta tek bir büyük mahalleydi.
Paspas’ı yıllardır tanıyan ve bölgede veteriner teknikeri olarak çalışan bir hayvansever içinse bu bağ zamanla çok daha başka bir yere evrildi.
Paspas, bir gün onun çalıştığı veteriner polikliniğinin kapısından içeri girdi ve girişteki paspasın üzerine uzandı. Birkaç saat dinlenip yeniden sokağa çıktı. Sonra tekrar geldi. Ertesi gün yine, sonraki gün yine...
Ama o günlerde klinik henüz Paspas’ın evi değildi.
Üsküdar’daki pek çok işletmede yaptığı gibi orayı da kendine bir mola noktası seçmişti. Kışın birkaç saat sıcak bir yerde uyuyor, yazın klimanın serinliğinde dinleniyor, sonra kalkıp yeniden sokaklarına dönüyordu. Kimi gün birkaç saat kalıyor, ardından sahile ya da çarşıya karışıyordu.
Ta ki bir gün kliniğe, kulağını şiddetle sallayarak gelene kadar.
Ağrısı olunca kliniğe sığındı
Kulağına dokunulduğunda acıyla tepki verdiği fark edildi. Yapılan muayenenin ardından düzenli tedavi görmesi gerektiği anlaşılınca Paspas yaklaşık 40 gün klinikte yatarak tedavi gördü.
Ve Paspas’ın klinikle kurduğu ilişkinin asıl değiştiği dönem de bu 40 gün oldu.
Tedavisi tamamlandığında yeniden alıştığı sokaklara bırakıldı. Fakat aynı akşam geri geldi. Haftalardır uyuduğu yere yeniden yerleşti ve geceyi orada geçirmek istedi.
Ertesi gün sabah kapı açıldığında çıktı, Üsküdar sokaklarına karıştı. Akşam olduğunda tekrar geldi.
Sonraki gün yine aynısını yaptı.
Böylece ortaya Paspas’a özgü, biraz da komik bir hayat düzeni çıktı: Sabah kliniğin kapısı açılınca dışarı çıkıyor; bütün gün çarşıda, pazarda, sahilde ve koruda geziyor; akşam klinik kapanmadan önce geri dönüp kendi odasında uyuyordu.
Sanki bütün gün dışarıda gezen evin haylaz oğlanı, hava kararınca uyumak için evine dönüyordu.
Klinik artık Paspas için uğradığı işletmelerden biri değildi. Kendi seçtiği evi olmuştu.
Zamanla bu düzen Paspas’ın hayatının bir parçası oldu.
Yattığı yerden kalkamamaya başladı
Ancak 2025’in sonlarına doğru Paspas’ın hareketleri belirgin biçimde yavaşlamaya başladı. Oturduğu yerden kalkmakta zorlanıyor, ağrı nedeniyle saatlerce aynı yerde yatıyor, kimi günler kliniğe kadar yürümekte bile güçlük çekiyordu. Tasmasındaki AirTag sayesinde bulunduğu yer tespit ediliyor, ilaçları her gün yanına gidilerek veriliyordu. Ağrısı hafiflediğinde yeniden ayağa kalkıp yürüyebiliyordu.
2026’nın başlarında ise Paspas’ın hayatındaki kırılma noktalarından biri yaşandı.
Yattığı bir işletmeden, kalkmadığı ve müşterilerin şikâyet ettiği gerekçesiyle tasmasındaki telefon numarası arandı. Paspas’ın alınması, aksi halde belediyeye haber verileceği söylendi. Oysa Paspas o sırada yerinden kalkmak istemediği için değil, ağrıdan kalkamadığı için orada yatıyordu.
Vücudunda saçma izleri bulundu
O gün güçlükle ayağa kaldırılıp kliniğe götürüldü ve eklemlerinin durumunu daha ayrıntılı değerlendirebilmek için röntgenleri çekildi.
Röntgenler, Paspas’ın bilinmeyen geçmişinden bugüne taşıdığı çok daha ağır bir gerçeği ortaya çıkardı.
Vücudunun farklı bölgelerinde çok sayıda saçma vardı. Göğüs kafesinde, dizinde ve kalçasında görülen saçmaların yanı sıra bir kalçasından geçmişte operasyon geçirdiği anlaşıldı. Femur başı rezeke edilmişti ve operasyon bölgesinde de kemik üremeleri bulunuyordu. Diğer kalçasında ise ciddi dejeneratif değişiklikler vardı.
Paspas’ın geçmişinde ne yaşandığını bugün kimse bilmiyor.
Ancak bedeninde taşıdığı saçmalar, eski ameliyatın izleri ve yıllar içinde ağırlaşan osteoartriti, onun neden artık bu kadar büyük bir ağrı içinde olduğunu anlatıyordu.
Daha güçlü bir ağrı tedavisine başlandı. Fakat Paspas hâlâ bildiği hayatın içinde, Üsküdar sokaklarında dolaşıyordu. Klinik dışında bir yerde ağrısı nedeniyle kalkamadığında tasmasındaki AirTag’den yeri bulunuyor, ilaçları nerede yatıyorsa oraya götürülüyordu.
Sokaktaki hayatı bitti
Fakat kısa süre içinde benzer telefonlar çoğalmaya başladı.
Bu kez Üsküdar Marmaray’dan arandılar: “Bu köpek buradan kalkmıyor.”
Paspas’ın yıllarca özgürce dolaştığı, yüzlerce insanın tanıdığı ve sayısız kapının önünde uyuduğu sokaklar, yaşlanan ve hareket etmekte zorlanan bedeni için artık sürdürülebilir bir yaşam alanı değildi. Üstelik sokakta yaşayan köpeklere yönelik toplama riski, onun geleceğini daha da belirsiz hale getiriyordu. Paspas’ın bakımını yıllardır üstlenen veteriner teknikeri, olası bir toplama durumunda onu geri alabilmek için daha önce çipini de kendi üzerine kaydettirmişti.
Şimdi ise çok daha zor ama kaçınılmaz bir karar vermesi gerekiyordu:
Paspas’ın sokaktaki hayatı bitmeliydi.
Yeni evi pansiyon
Yıllardır bakımını ve tedavisini üstlenen kişi, bir dostunun yardımıyla Paspas için ömürlük kalabileceği bir pansiyon buldu. Yaklaşık 75 kiloluk Paspas’ı oraya götürmek bile başlı başına bir mücadeleydi. Onu pansiyona götüren otomobil yolculuğu da kolay olmadı; yolculuk sırasında strese girdi, midesi bulandı ve kustu.
Ama yeni hayatına alışması sanıldığı kadar uzun sürmedi.
Yıllarca kilometrelerce yürüyen; Harem’den Paşalimanı’na, Fethi Paşa Korusu’ndan Kuzguncuk’a, zaman zaman Beylerbeyi’ne kadar uzanan koca bir alanı evi bilen Paspas, sanki artık dolaşmaktan çok kafa dinlemek istiyordu.
Bugün onun kendine ait bir odası var. İstediğinde bahçeye çıkıyor, dolaşıyor; istediğinde odasına dönüp serin ve sessiz bir yerde uyuyor. İleri derecedeki osteoartriti nedeniyle düzenli tedavisi devam ediyor. Yurt dışından temin edilen ve dört haftada bir uygulanan ilacına gönüllüler de destek oluyor. Ağrısının kontrol altına alınabildiği dönemlerde Paspas yeniden hareket ediyor, bahçede dolaşıyor ve hayatın tadını çıkarıyor.
Paspas’ın sokaktaki hayatı artık sona erdi. Paspas bundan sonraki hayatını güvende olduğu bu pansiyonda sürdürecek.
Bahçeli evi olursa Paspas'ı alacak
Ama onun için kurulan hikâyenin sonu aslında pansiyon değil.
Paspas’ın bakımını yıllardır üstlenen kişinin bir hayali var: Bir gün bahçeli bir evi olduğunda Paspas’ı pansiyondan alıp kendi yanına götürmek.
O gün gelirse Paspas’ın yıllarca Üsküdar sokaklarında aradığı güvenli kapı, bu kez gerçekten kendi evinin kapısı olacak. Bah çesinde istediği zaman dolaşacak, yorulduğunda kendi köşesine çekilecek ve hayatının geri kalanını yıllardır peşinden koşan, ilaçlarını sokak sokak taşıyan, onu bırakmamayı seçen insanın yanında geçirecek.
O güne kadar ise Paspas’ın evi, güvende olduğu pansiyonu.
Onu yıllarca Üsküdar Marmaray’ın girişinde, Balık Pazarı’nda, Harem’de, Paşalimanı’nda, Fethi Paşa Korusu’nda, Kuzguncuk’ta ya da Üsküdar sahilinde görenler bugün nereye kaybolduğunu merak ediyorsa, artık cevabı biliyor:
Paspas kaybolmadı.
Paspas artık güvende.
