top of page

Pavlov’un köpekleri: Koşullandık, koşullandınız, koşullandırıldık…

İvan Pavlov, köpekleri kullandığı deneylerle 'klasik koşullanma' kavramını literatüre kazandırdı. Pavlov, bilim dünyasında başarı elde ederken köpekler ise fiziksel ve psikolojik olumsuz etkilere maruz kaldı.

15 Ocak 2026 09:00:00

Pavlov’un köpekleri: Koşullandık, koşullandınız, koşullandırıldık…

P - Rus fizyolog Ivan Pavlov’un adı hemen herkes tarafından biliniyor. Ancak onun bilim dünyasına kazandırdığı deneyler, genellikle adı anılmayan köpekler üzerinden okunduğunda daha derin anlamlar kaznaıyor. 19. yüzyılın sonlarında St. Petersburg’daki kapalı laboratuvarlarda başlayan bu süreç, Pavlov için bilimsel başarı, köpekler için ise açlık, stres, davranış bozukluğu anlamına geliyordu.

 

Pavlov, söz konusu deneylere başlarken asıl amacı ‘koşullanma’ ile ilgili çalışmak değildi. Aslında

sindirim sistemi ile sinir sistemi arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışıyordu. Özellikle mide ve tükürük bezlerinin yiyecek varlığına nasıl tepki verdiğini ve bu salgıların koşullanma yoluyla nasıl kontrol edilebileceğini araştırıyordu. Bu araştırma için köpekleri tercih etti.

 

Zil sesi duyduğunda salya akıtan köpekler

 

Deneylerinde kullandığı köpeklerin midelerine cerrahi müdahale yaparak ince kanüller aracılığıyla mide ve tükürük salgılarını topluyordu. Salgıların nasıl oluştuğunu anlamaya çalışıyordu. Hatta yiyeceğin mideye ulaşmasını engelleyen müdahaleler yaparak yiyecek olmadan da sindirim tepkilerini gözlemliyordu.

 

Bir gün, köpeğin yiyeceği görmeden ona yiyecek veren kişinin ayak seslerini duymasıyla salya salgıladığını fark etti. Normalde, yiyecek ağıza konduğunda salya akması doğal bir tepkiydi. Ancak yiyeceği veren kişi göründüğünde de salya salgılanması Pavlov’un ilgisini çekti ve bu durumu araştırmaya başladı.

 

Deneye başlamak için aç bir köpeği ses geçirmeyen bir odaya koydu ve köpeğin salyasını ölçtü. Daha sonra yiyecek vermeden sadece bir zil çalmaya başladı. Köpek başlangıçta bu sese tepki vermedi. Ardından zil sesiyle birlikte köpeğe et verildi ve köpek doğal olarak salya salgıladı. Pavlov, bu iki uyaranı eşleştirmeye çalışıyordu.

 

Bu işlem defalarca tekrarlandı ve köpek sadece zil sesi duyduğunda bile salya salgılamaya başladı. Bu durumda et koşulsuz uyarıcı, zil sesi ise koşullu uyarıcı olmuştu. Bu öğrenme süreci “koşullu refleks” olarak adlandırıldı.

 

Pavlov’un bu çalışmaları, “klasik koşullanma” dediğimiz kavramın, bilimsel literatüre girmesini sağladı.

 

Günümüzde Pavlov, bu deneyleri yapabilir miydi?

 

Ancak bu deneyler, köpeklerin yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da olumsuz etkilenmesine yol açtı. Uzun süre metal kafeslerde, özgürlükten yoksun tutulan köpekler, stres, anksiyete ve davranış bozuklukları yaşadı. Deneysel uyaranlar onlar için psikolojik baskı haline geldi.

 

Deneylerde kullanılan köpekler çoğunlukla sokaklardan ve barınaklardan toplanıyordu. Kesin sayıları bilinmemekle birlikte, yüzlerce köpeğin bu koşullarda yaşamını sürdürdüğü tahmin ediliyor.

 

Pavlov, 1904 yılında Nobel Ödülü’nü klasik koşullanma deneyleri ile değil, sindirim sistemi üzerine yaptığı önemli fizyolojik keşifler nedeniyle kazandı. Klasik koşullanma çalışmaları ise psikoloji alanında daha sonra büyük etki yarattı.

 

Öte yandan deneylerde kullanılan köpeklerin çektiği acılar ve maruz kaldıkları etik dışı uygulamalar karşısında bilim dünyası uzun süre sessiz kaldı. Günümüzde Pavlov, bu deneyleri yapabilir miydi?

 

  • Instagram
  • X
  • Youtube

Copyright © patidio.com

Haber içerikleri kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

bottom of page