Şila: Soğuktan rengi değişen patiler artık sıcak yuvada
Kemerburgaz ormanının o buz gibi ayazında, daracık sığınağında tir tir titriyordu. Hava o kadar soğuktu ki, normalde bembeyaz olan o patilerinin rengi bile buz kesmekten koyulaşmıştı. Üstelik tamamen sağırdı ve her sesten, her kıpırtıdan korkacak kadar savunmasızdı.
11 Temmuz 2026 09:00:00

P - Bazı hayatlar, ormanın karanlığında, derme çatma bir muşambanın altında tek bir nefese sıkışıp kalır... Şila’yı bulduğumuzda tam olarak öyle bir anın içindeydi.
Kemerburgaz ormanının o buz gibi ayazında, daracık sığınağında tir tir titriyordu. Hava o kadar soğuktu ki, normalde bembeyaz olan o patilerinin rengi bile buz kesmekten koyulaşmıştı. Üstelik tamamen sağırdı ve her sesten, her kıpırtıdan korkacak kadar savunmasızdı. Ne bir teselli sesini duyabiliyordu, ne de neden oraya terk edildiğini anlamlandırabiliyordu. Korkudan yanına yaklaşan herkese hırlıyordu ama o hırlamalar vahşiliğinden değil, "Lütfen artık canımı yakmayın" diye haykıran kalbinin çaresizliğiydi.
Kendi kuralları vardı
Onu oradan çekip çıkardık. Yaralarını sarmak için ilk dokunuşu yaptık; sağlık kontrollerini yaptırdık. yıkadık, pakladık, karnını doyurduk. Korku dolu bekleyişi yerini huzurlu bir uykuya bıraktı bırakmasına ama Şila’nın hikayesi öyle kolay bir mutlu sonla bitmedi. Çünkü onun sessiz dünyasında derin yaralar ve kimsenin bilmediği sınırlar vardı.
İnsanlar onu dışarıdan pamuk gibi bir terrier sanıp hemen kucaklamak, sevmek istiyorlardı. Oysa Şila’nın kendi kuralları vardı; geçmişte canını o kadar yakmışlardı ki, kendini korumak için bir duvar örmüştü. Sadece kendi canı istediğinde gelip kendini sevdiriyor, alanına saygı duyulmasını bekliyordu. Sırf bu sınırları var diye, ona sıcak bir yuva olsun diye bıraktığımız evlerden daha bir saat bile geçmeden geri terk edildi. Kimse onun sessiz dünyasını anlamaya, koyduğu kurallarla onu sevmeye yanaşmıyordu. Ta ki Yağmur ile yollarımız kesişene kadar...
Onun sessizliğine saygı duydu
Yağmur, ona önce geçici olarak evini açtı. Ama Şila’nın hırlamalarının arkasındaki o ürkek, sevilmek isteyen çocuğu i hissetti. Onu hiçbir şeye zorlamadı, üzerine gitmedi. Şila ne zaman hazır hissettiyse, sevgisini o zaman verdi. Onun sessizliğine ve sınırlarına öyle bir saygı duydu ki, aralarında kelimelere ihtiyaç duymayan görünmez bir bağ kuruldu. Ve o geçici yuva, Şila’nın sonsuz cennetine dönüştü.
Bugün... Kemerburgaz ormanında soğuktan patilerinin rengi değişen, korkudan titreyen o küçük kız; şimdi kendi yuvasında. Kimi aaman havuz başında, kimi zaman Yağmur’un dizinin dibinde hayatın tadını çıkarıyor.
Unutmayın; gerçek sevgi bir canlıyı değiştirmeye, onu kalıplara sokmaya çalışmak değil; onu tüm sınırlarıyla, tüm sessizliğiyle ve olduğu gibi kabul edebilmektir. İyi ki varsın Yağmur, Şila’nın dünyasına en güzel ses, sen oldun.
