top of page

Sokakların yorgunluğu, güvenin verdiği uyku: Dayı

Veterinerde olanlar içimi parçaladı. Patisi sadece görünen kısmıymış. Kulakları erimiş, ağzında sağlam tek bir diş kalmamıştı. "En az 13-14 yaşında" dediler. Yüzündeki her yara izi, her dökülmüş tüy, meğer bunca yılın hayatta kalma mücadelesini anlatıyormuş.

9 Nisan 2026 09:00:00

Sokakların yorgunluğu, güvenin verdiği uyku: Dayı

P - Onu 2,5 yıldır tanıyordum. Arada bahçeye gelir, yemeğini yer, birkaç gün görünür sonra yine kaybolurdu. Kendi halinde takılan, fazla sevdirmeyen, mesafeli ama karizmatik bir sokak kedisiydi. Tam bir mahalle beyefendisi yani.


Ama şubat ayında bir şeyler değişmişti. Her gün, tam aynı saatte kapıya gelmeye başladı. Bu sefer derdi mama değildi. İncinmiş patisini uzatıp gözlerimin içine bakıyordu. Hani bazı bakışlar vardır, bir şey demeden her şeyi anlatır ya… Onunki de öyleydi. “Yoruldum, artık devam edemiyorum, yardım et” diyordu resmen.

Dayanamadım. Aldım, kliniğe götürdüm. Bu sefer hiç direnmedi.


'15 yılın nöbetini o kucakta bitirmiş gibiydi'


Veterinerde olanlar içimi parçaladı. Patisi sadece görünen kısmıymış. Kulakları erimiş, ağzında sağlam tek bir diş kalmamıştı. "En az 13-14 yaşında" dediler. Yüzündeki her yara izi, her dökülmüş tüy, meğer bunca yılın hayatta kalma mücadelesini anlatıyormuş.


Ama beni en çok ne etkiledi biliyor musunuz?

Bu kadar şey yaşamış, yıllarca kendini kimseye sevdirmemiş Dayı bir anda değişmişti. Herkese kendini sevdirmeye çalışıyordu. Sanki bulduğu ilk sıcak ortamı ve şansı kaçırmak istemiyor gibiydi. Bir süre sonra veteriner hekimin kucağında uyudu. Ama öyle böyle bir uyku değildi. İlk kez birinin sırtını kollayacağına inanmış, 15 yılın nöbetini o kucakta bitirmiş gibiydi.


'Görünce içim ısındı'


O an anladım: Onu tekrar sokağa bırakamazdım.

İlanı açtım, birçok kişi sordu ama sonra bir mesaj geldi. Kısacıktı, ama içi doluydu: “Görünce içim ısındı… yuva olmak isterim.”


Dayı’nın hikâyesi işte şimdi başlıyordu. Yeni ailesiyle ilk buluşmasında, sanki araya yıllar girmiş iki eski dost gibiydiler. Hiçbir yabancılık yoktu. Tüm tedavilerini yaptılar, çürük dişlerini çektirdiler. Ama en önemlisi, o 15 yılın yorgunluğunu ona bir daha hiç hatırlatmadılar.


Ve şimdi…

15 yıl sokakta racon kesen, mahallenin tüm dişi kedilerinin peşinde koşan o azılı playboy Dayı gitti; yerine battaniye altında peluş ayısıyla romantik takılan bir ev beyefendisi geldi.


Ah Dayı…

Geç oldu belki, ama en güzel yerinden başladı.

Ve şunu bir kez daha anladım: Her yaşlı, her yorgun, her “artık geç” denilen can için inanın geç değil.

Yeter ki biri görsün.

bottom of page